Başlık: MEME UCU AKINTILARINI HAFİFE ALMAYIN.
 

 

MEME UCU AKINTILARINI HAFİFE ALMAYIN
Değerli okuyucular öncelikle sağlık köşemize gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ediyorum. Bundan sonraki yazılarımızda sağlıkla ilgili sorularınıza belirli ölçüde yer vermeye çalışacağız. Pek çok okuyucumuz, memedeki kistlerin ilaçla kesin bir tedavisi olup olmadığını soruyor.
Memedeki kistleri ortadan kaldıran veya şikayetleri kesin olarak bitiren bir ilaç maalesef yok. Aslında elimizde kistlerin tedavisinde kullanılan fazla ilacımız da yok. Bazıları yan tesirleri nedeniyle hastalar tarafından zor tolere ediliyor. Bu nedenle ağrıların fazla olduğu dönemlerde basit ağrı kesicileri öneriyoruz. Çok fazla şikayete yol açıyorsa kistin cerrahi olarak çıkartılması doğrudur.
Değerli okuyucular, bugün sizlerden gelen istekler doğrultusunda meme ucu akıntılarından bahsedeceğim. Kadınların yaklaşık %20’si  meme ucundan akıntı şikâyeti ile doktora başvururlar. Meme ucundan gelen akıntılar çoğunlukla memedeki hormonal dengesizlik veya papillom adı verilen kanser olmayan değişimlerin sonucudur. Bunun yanı sıra, meme ucu akıntılarının küçük bir yüzdesi meme veya meme ucu kanseri belirtisi olabileceğinden, meme ucundan gelen ve devamlılık gösteren akıntılar bir genel cerrahi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
Genelde temiz, sütlü, sarımtırak veya yeşile kaçan akıntılar meme kanseri ile ilişkili değildir. Kanlı akıntılar ise önemlidir ve bunların %10’u kadarında kanser tespit edilir. Meme ucundan gelen akıntı kanlı, kırmızı, pembe veya kahverengi renkte ise ve meme ucunu sıkmadan kendiliğinden gelirse dikkate alınmalıdır. Bazı kadınların memelerini sıkarak, hatta zorlayarak, meme ucundan bir şeyler çıkarma gayreti içine girdiklerini görüyoruz. Bu son derece gereksizdir hatta bazen zararlı olmaktadır. Çünkü bu şekilde memede yağ dokularında çürüme meydana gelmekte ve doktoru yanıltmaktadır. Hastalık belirtisi olan bir akıntı herhangi bir zorlamaya gerek duymadan kendiliğinden akar.
Devam eden meme ucu akıntıları mutlaka doktora bildirilmelidir. Meme ucundan gelen akıntıyı incelemek amacıyla alınan küçük bir numune özel bir camın üzerine damlatılır ve mikroskobik inceleme için patoloji bölümüne gönderilir. Patolog alınan nümunede kanser hücresi olup olmadığını araştırır.
Emzirme döneminde olmayan veya emzirme dönemi kesildikten sonra 12 ay geçmesine rağmen hala memeden süt gelmesi durumu bir hastalık belirtisidir.   Bu şekilde anormal bir dönemde memeden süt gelmesi, memede süt yapımına neden olan hormonların artmış olduğunu düşündürür. Memede süt imalini sağlayan hormon ‘prolaktin’ isimli bir hormondur. Bu hormon beyinden üretilir ve memeden süt salınmasını uyarır. Aşırı prolaktin üretimi memeden normal olmayan zamanlarda da süt salınımı meydana gelir. Bu nedenle hastanın meme dışında beyinde (hipofizde) bir hastalığı olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.
Bu hastalarda memeden süt gelmesi dışında adet düzensizlikleri, adet gecikmeleri, infertilite gibi şikâyetler de olabilir. Bu şikâyetle gelen hastanın kan prolaktin hormon seviyesi ölçülmeli, kafa grafileri, beyin tomografileri çekilmelidir. Hipofiz bezinde bir hastalık tespit edilirse durum beyin cerrahları ile konsülte edilerek tedavi plânı yapılmalıdır.
Meme ucundan akıntıya yol açan sebeplerden biri de süt kistlerinin mevcudiyetidir.
Süt kistleri kadının hamilelik veya emzirme döneminde meydana gelebilir. Bunlar her zaman iyi huylu ve kanser olmayan oluşumlardır. Çoğu zaman hareketli, düzgün ve yumuşak kitle olarak karşımıza çıkmakla birlikte sert ve hareketsiz de olabilirler. Bunlara genellikle müdahale edilmez ancak rahatsızlık veriyorsa ince iğne ile içlerindeki sıvı çekilerek kurutulabilirler.
Süt kanallarında papillom, süt kanallarından kaynaklanan, kanser olmayan, siğile benzer şekilde büyüyen oluşumlardır. Papillom genellikle meme ucuna yakın büyük bir süt kanalını da etkileyerek kanlı bir akıntıya neden olabilir. Gerçektende hastanın en önemli şikayeti meme başından kanlı akıntıdır. Bazen meme ucundan uzakta birden fazla papillom da görülebilir.
Papillomlar memedeki süt kanalına madde verilerek film çekilmesi ile görüntülenebilir. Bu yönteme ‘duktogram’ ismi verilmektedir. Son yıllarda kullanılmaya başlanan duktoskopi (meme ucundan milimetrik endoskop sokularak süt kanallarının gözle izlenmesi) bu hastalar için en iyi tanı yöntemidir. Bu yöntemle hem lezyonlar direkt olarak gözle görülür, hem de sitoloji ve patolojik inceleme için numuneler almak mümkündür.  
 Ancak pek çok cerrah hem kesin tanı için hem de tedavi için papillomun ve geliştiği hemen yakınındaki bölgenin çıkarılmasını önerirler (kanal eksizyonu). Bu durumda meme başının hemen yanından yapılan küçük bir kesi ile süt kanalı çıkartılır ve patolojik inceleme ile kesin tanı konulur.
Meme başı akıntılarına yol açan bir başka hastalık ta süt kanallarındaki genişlemelerdir. Bu durumda süt kanallarında genişleme ve sertleşme meydana gelmektedir. Süt kanallarında genişleme daha çok 40 ve 50 yaş grubundaki kadınlarda görülür. Hastanın yakınması, yeşil-siyah renkli, koyu kıvamlı yapışkan bir sıvının meme başından gelmesidir. Meme başı ve hemen yakın çevresindeki dokular, kızarık ve ağrılı olabilir. Kitle oluşması durumunda kanser ile karıştırılabilir. Hiçbir tedavi yapılmadan kendiliğinden düzelen pek çok hasta vardır. Basit ağrı kesiciler ve ılık kompres uygulamaları faydalı olur. Genellikle cerrahi müdahaleye gerek kalmaz. Nadiren genişlemiş süt kanalını veya kanallarını çıkarmak gerekli olur.
Hepinize sağlıklı günler dileklerimle…
Prof.Dr.Erdoğan Sözüer
www.sozuer.com
Sorularınız için: esozuer@erciyes.edu.tr 
Tarih: 08.12.2010